Sözlük

Sanatçılar

Sanatçılar

5 Ocak 2026 Pazartesi

10.Yıl

 Okuma Atlası Felsefe’nin ilk yayın tarihi 8 Aralık, Okuma Atlası  Sanat 12 Aralık 2015, Okuma Atlası 16 Ocak 2016. Neredeyse on yıllık bir zaman dilimi içinde, okuma ve düşünce yolculuğumu burada paylaşıyorum. Başlangıç niyetimi giriş metinlerinde belirtmiştim.

🔎Okuma Atlası 

🔎Okuma Atlası Sanat

🔎Okuma Atlası Felsefe

Bu coğrafyada yaşayan bir bireyin etrafında olup bitenleri anlamak ve anlamlandırmak çabasını kamuya açmasının altında yatan motivasyonu yansıtmak kolay değil. Bir varoluş iç güdüsü olarak da okunabilecek bu eylem, oldukça emek gerektiren bir arka planı da barındırıyor.

Daha önce de değindiğim gibi, anlamanın bir ağda ve çok disiplinli düşünmeler(okumalar) ile daha gerçekçi yorumlarla mümkün olabileceğine olan inancım, yolculuğumdaki rehberim oldu. Atlas sınırlarını belirlerken doğal olarak, Anadolu coğrafyasında yaşayan birinin ilgi alanı belirleyiciydi. Bu anlayışla sınırlandırılmış bir mekânda, başlangıçları temel alan bir zaman sürecinde tarih, felsefe, sanat konularının birbirleriyle etkileşimli olarak haritasını ortaya çıkarmak, anlama çabasının deyim yerindeyse yan ürünü oldu. Zamanım, birikimim, yeterliliğim olsaydı, Bilim/Teknoloji, Sosyoloji, Psikoloji, Antropoloji, Arkeoloji, Sinema atlaslarını da yapmak isterdim. Biliyorum, bu bir insan ömrü ve belleği için gerçekleştirilmesi imkânsız, ulaşılamayacak bir ideal. Bilginin bu kadar parçalandığı ve hızlandığı bir çağda, her şeyi birbiriyle bağlayan o kusursuz bütüne ulaşmak belki de sadece bir ütopya. Bilginin sınırsız dağıtıldığı bir çağda, böylesine oylumlu bir sentez, ancak bir ideal olarak kalabilir. Ama zaten asıl mesele o mükemmel bütüne varmak değil, o bütünün peşinde koşarken açılan yeni yolları keşfetmekmiş.

Aslında disiplinli olarak 1990’ların sonunda başladığım çalışmaların ilk çıktılarını 2001 yılından itibaren almaya başladım. Wikipedia’nın 2003’de Türkçe yayın hayatına girdiğini düşünürsek, o dönemde hem bugünkü kadar basılı kaynak yoktu, hem de internet çok sınırlı içeriğe sahipti. Demek ki 25 yıllık bir zaman diliminden söz ediyoruz. Bu çalışmanın bazı izlerini de burada paylaşacağım.

Çok da periyodik olmayan bir takvim içinde yayınları ve bunlara bağlı sayfaları blogger ortamında oluşturmaya başladım. Doğrusu, izlenme kaygım ön planda değildi. Ekran okuması zor olan uzun metinler ve bunlara eşlik eden tablolar gibi bir yapı oluştu. Tarihsel olan sayfalarda harita konusunu önemsedim.

Sosyal medyanın gelişmesi, yaşam ritminin hızlanması ve buna bağlı çabuk tüketim, dikkat azlığı v.s. bilinen nedenlerle, sayfalar gereken ilgiyi görmedi. Yine zaman içinde beklentim olan, interaktif bir ortam da oluşmadı. Bunda kendi özgün düşüncelerimi paylaşmaktan çekinmemin de etkisi olduğunu düşünüyorum. Bir meraklı olarak, sınırlarımın farkında olmaya hep dikkat ettim.

Özellikle Youtube’da tarih, felsefe, sanat konularında ilgi çekici videolar oluştu. Ben başladığımda akademinin az olan ilgisi zamanla arttı. Şimdi çok değerli akademisyen yorumcular, nitelikli içerik üretiyor. Ancak yine de, durup düşünmeye ihtiyacımız var. Okumak, iç düşüncemiz ile diyalektik bir iletişimi de sağlıyor. Birilerinin ne söylediği değil, kendimizin o konuda ne düşündüğü öne çıkıyor. Bu bağlamda farklı metinleri bir arada okumak, kendi özgün yorumlarımız için daha güvenilir bir ortam oluşturuyor.

Gerçeklik arayışımızın tekinsiz ortamında yeni bir olgu ile karşı karşıyayız. Yapay Zeka dediğimiz algoritmik üretim, baş döndürücü gelişim hızıyla hayatımıza girdi. Bin bir zahmetle ulaşmaya çalıştığımız bilgiler, “büyük veri”den seçilerek önümüze geliyor. Ben yolculuğa devam ediyorum. Dijital dünyanın bu gürültülü çağında "durup düşünenlere" bilgiyi bir "istatistik" olmaktan çıkarıp, onu bir "anlam haritasına" dönüştürme çabasını sürdüreceğim

Buradaki eylemin, aynı zamanda bir yaşama modeli olarak yansımasını, bağımsız düşüncenin, algı çağında kendi “düşünce özgürlük adasını” oluşturmasına örneklik etmesini umut ediyorum. B.Berksan

8 Ağustos 2025 Cuma

21.Yüzyılda Sanat

 21.yüzyılın ilk çeyreği geride kaldı. Bilim ve teknolojideki gelişmeler ve bunun topluma yansıması "hız" çağının ivmeli bir şekilde devam ettiğini gösteriyor. 

Geçen yüzyılın sonunu modernite ve postmodernite tartışmaları ile kapamıştık. 

Yaşıyor olduğumuz dijital çağda,  yapay zeka alanındaki baş döndürücü gelişmeler yaşamın bütün pratiklerine yansıyor. 

Küreselleşme sonuçlarının görülmesi , yoğun tartışmalara neden oluyor. Neo liberalizmin gelir dağıtımındaki kutuplaştırıcı etkisi de yine eleştirilerin ana odaklarından.

Dezavantajlı gruplar ve ötekiler, artan iletişim olanakları sonucu, daha görünür hale geliyorlar.

Sosyal medyanın, iletişim teknolojilerinin de etkisiyle giderek küresel boyutta bir kamuoyu oluşturduğunu görüyoruz. 

İnsan evriminin bir aşamada, savaş olgusunu çözüm aracı olmaktan çıkaracağı beklentilerinin, bu yüzyılda da gerçekleşmeyecek olduğu çok açık.

Güneyden kuzeye göç devam ediyor. 

Kürenin kaynakları, kimsenin kontrol etmediği şekilde tüketiliyor.

İnsan olmayan varlıkların özerkliği tartışılıyor. 

Böyle bir dünyanın anlamlandırılması ve eleştirisinde sanatın işlevi, estetik boyutu, kullandığı dil düşünürlerin ilgi alanında.

Peki sanatçıların tepkisi nedir? Yaratıcılıklarını hangi araç ve yöntemlerle sunuyorlar? İç sorunlar neler?

Aşağıdaki sayfada 21.yüzyılın ilk çeyreğindeki sanatın genel görünümü yer almaktadır. 

B.Berksan

🔎 21.Yüzyılda Sanat

Konu bağlamında: 

🔎Enformasyon Teknolojisi Devrimi

🔎Endüstri 4.0

🔎Yapay Zeka 



31 Aralık 2020 Perşembe

2020 Yılı Biterken

Bu yılı da bitiriyoruz. 2020 “Büyük kapatılma” yılı oldu. Yıla girerken böyle bir şey öngörmüyorduk. Her şeyden önce önümüzdeki yılın insanlık ailesi için barış, sağlık ve huzur dolu günler getirmesini diliyorum. 

Pandemi süreci, ağ ortamındaki eğitim ve bilgi paylaşım etkinliğinde adeta bir patlama yaşanmasına neden oldu.  Yüz yüze iletişimin taşıdığı riskler nedeniyle, hem kurumsal eğitim hem de sivil toplum çevrelerinde yürütülen paylaşımlar internet ortamında değişik mecralardan ilgililerine ulaştı. Akademik düzeydeki paylaşımların “dışarıya” da açılması, nitelikli içeriğin artmasına yol açtı.

Okuma Atlası projesi bu yeni gelişmeler doğrultusunda, ilgi alanında, biriken içeriği bağlantılar yoluyla sizlere ulaştırma görevini de üstlenme gayreti içinde oldu. Atlas’ta yer alan konulara you tube kanallarının bağlantılarını vererek, bilgiye daha kısa zamanda ulaşmanın ortamını sağlamaya çalıştık.

Yıl içinde duyurduklarım dışındaki, yeni eklenen ve güncellenen sayfaları aşağıda paylaşıyorum. B.Berksan

80’li Yıllarda Türkiye’de Sanat

Gülsün Karamustafa

Bedri Baykam

İsmet Doğan

Adem Genç

Yavuz Tanyeli

Osman Dinç

Bubi

Mustafa Ata

Bünyamin Özgültekin

Hale Arpacıoğlu

90’lı Yıllarda Türkiye’de Sanat

Halil Altındere

Antonio Cosentino

Tayfun Erdoğmuş

Aydan Murtezaoğlu

Canan Tolon

Bülent Şangar

Kemal Önsoy

Serdar Kiraz

Şükran Moral

Hakan Onur

Türk Resminin Son On Yılın Eleştirel Portresi (1992)

8 Kasım 2017 Çarşamba

Sanat Tartışmaları

"Sanat Tartışmaları" başlığı altında tarih sırası gözeterek bir seri metin paylaşacağım. Eski tarihli bu metinlerin, genç okuyucuların  sanat geçmişimize ilişkin değerlendirmelerine katkı sağlamasını umuyorum.

Resimden (1 Haziran 1949) Bedri Rahmi Eyüboğlu

YaprakYazarlarına Mektup  (15 Haziran 1949) Abidin Dino

 “Yeni Eğilimler” Sergisi Işığında  Çağdaş Türk Sanatı ve Eleştiri (1981) İpek Aksüğür

Türk Resminde İki Çıkmaz ( 1990' lar) Hasan Bülent Kahraman

Türkiye’de Çağdaş Sanat Üzerine Spekülasyonlar. (1992) Vasıf Kortun

Yüzyıl Boyunca Yaşadıklarımız, Yaşamadıklarımız (1990'lar) Beral Madra

Türk Resminin Son On Yılının Eleştirel Portresi (1992)



28 Kasım 2016 Pazartesi

Yazılar

Sanat Atlası başlığı ile oluşturmaya çalıştığım bu blogda, zaman içinde, sanata ilişkin metinler paylaşacağımdan söz etmiştim.

Bu sayfada, sözünü ettiğim metinlere ilişim vererek, sanat üzerine düşünümlere yardımcı olmaya çalışacağım.


Resmin sahte ikilemi: soyutlama ya da gerçek

Resim Gerçek Olanın İmgelemsel Dokusunu Göze Sunar.

Yeni Bir Gerçeklik Olarak Resim I

Yeni Bir Gerçeklik Olarak Resim-II

Yeni Bir Gerçeklik Olarak Resim-III

Yeni Bir Gerçeklik Olarak Resim-IV

Mekandan mekan kurgulamaya ve ötelere...

Sanatın vazgeçilmezliği üzerine söyleşi.

Sanatta Konvansiyonel—Tradisyonel İlişkisine Bakışlar: Resim—Kavramsal Sanat Açısından

Sanatın İcadı (Giriş Metni)

Sanat ne işe yarar?

Sanat Neyi Anlatır ?

Sanat Hayali, Yönetim Disiplini ve Sanat Yönetimi

Sanat Yönetilebilir mi? II

Modernizmin Sınırları ve Mimarlık

Türk modernleşmesinin kentsel sahnesini yeniden düşünmek.

Sanatta Yanılsama: Pygamalion'un  Sihirli Gücü

20.yy. Başında, Sanatçı, Sanat Eseri ve Sanat Nesnesinin Başkalaşımı

1945 Sonrası Sanat

Sanat İçin Sanat

Çirkinin Estetik’i

İllüzyon, Yitirilen İllüzyon ve Estetik

Kant ile Schiller Estetiğinde Sanatın Özerkliği

Hegel Estetiğinde Sanat ve Sanat Biçimleri-I

Hegel estetiğinde sanat ve sanat biçimleri-II

(Sanatta) Postmodernizm

Modern’den Postmodern’e

Yörüngeden Çıkan: Bir Başka Beriki

Postmodernizmin Getirdikleri ve Götürdükleri

Modern ve Ötesi

Avangardın Sanatın Özerkliğini Olumsuzlaması

Avangart Nerede?

Türkiye’de Avangart Niye Yok?

Bu Yalnızca Bir Başlangıç Sanat Devam Ediyor

Sanatta Hiyerarşi Var mı?

Sanat Bizi Gerçekliğin Ta Kendisiyle Baş Başa Bırakır. 

Sanatın Ölümü

"Postmodernizm ve Teori”

“Güncel Sanat” nereye gidiyor?

Milenyumda Sanat

Sanatların Bölümlenmesi

Postmodern Sanat


Görsel Sanatların Evrimi   3 Kasım 2020

19 Aralık 2015 Cumartesi

Sanat Tarihi

Sanatın izini tarihin neresinde sürebiliriz?

İlk isimsiz sanatçılardan söz eden bütün sanat tarihleri, yazıldığı dönemin bilinciyle, belki de atalarımızın zihninden geçmeyen anlamlar icat etmişlerdir.

Büyük bir olasılıkla, avlanmak için av aleti, barınmak için barınak yapan insanlar öncelikle işlev ile ilgiliydiler. Ama yine de varoluşsal kaygıların izlerini gözlemlediğimiz, gömütler ve gömme ritüellerinden de söz etmeliyiz.

Biz bilinen öyküyü izleyeceğiz. İnsanoğlunun, insanlaşma sürecini yaşadığı en uzun çağı Eski Taş Çağı olarak adlandırıyoruz. Bu dönemde doğanın sundukları ile yetinmek zorunda kalan insanlar, her şeyden önce türünün geleceğe aktarılmasının mücadelesini verirler. Süreç içinde, yaşam deneyimi sonucu, ilk teknikleri uygulamayı öğrenirler. Taşa farklı işlevler için biçim verirler. Ateşi bulurlar. Avcılık yeteneği gelişir.

Andığımız dönemin başlarında, insanlar birbirine gevşek bağlarla bağlı küçük topluluklar halinde yaşamaya başlarlar. Bu toplulukları sürü olarak nitelemek belki daha doğrudur. Eski Taş Çağının sonlarında “Klan” ortaya çıkar. Taşın yanı sıra, kemikler ve boynuzlar da alet yapımı için kullanılmaya başlar. Yiyecek toplamak için kullanılan aletler çeşitlenir. Giysi benzeri deri parçalarını birleştirmek için, kemikten iğneler kullanılmaya başlanır. Mağaralar terk edilir. Barınma amaçlı mekanların kullanımında daha seçici olunur.

Eski Taş Çağını, Orta Taş Çağı izler.
Yeni Taş Çağı kimi yazarlarca, bir tür devrimci dönem olarak nitelenir. Okulda Cilalı Taş Çağı olarak da adlandırdığımızı bu dönemde, taş aletler cilalanır. Envantere balta, keser ve çapa gibi, yeni aletler girer. Tabi temel malzeme taştır. Avcılıkta ok ve yay kullanılmaya başlanır. Bu dönemde tarım başlar. Tarım belli bir coğrafyaya da bağlılığı gerektirir. İlk yerleşimleri de bu dönemde görürüz.

Taşın işlenmesi ve kullanılmasına bakılarak yapılan bu dönemleştirme, dünyanın değişik yörelerinde farklı tarihlerde başlar. Özellikle iklim koşulları, sulara yakınlık, insan etkinliklerinin değişik coğrafyalarda farklılaşmasının başlıca etkenidir.

Değişik yörelerde başlangıçlar farklı da olsa, Yeni Taş Çağı zihinsel süreçlerde aynı etkiyi yapar. Yaşam tarzları değişir. Nüfus artar. Üretim ekonomisine geçilir. Kentler, devletler, büyük dinler, savaşlar çağı gelir.

İşte, mağara resimleri, ilk heykelcikler, özenle yapılmış taş aletler, duvarlara çizilmiş figürler, soyut işaretler Taş Çağı’nda ortaya çıkar. İşlevi ne olursa olsun, yaptığı nesnenin diğerinden daha farklı, daha güzel, daha gerçekçi, daha gizemli olmasını düşünen insanlar bu  dönemde yaşamaya başladılar. Zanaatkâr ile sanatçı arasındaki ince çizginin en flu olduğu dönem belki de Taş Çağıydı.
Sanat Tarihleri sanatı bu dönemde başlatıyorlar. Biz de öyle yaptık.